Tek yaratıcı buyurdu…
Bir zamanlar yaratıcının gõlgesi altında payidar ve itaatkar olan iblis kibrine yenik düştü . Kibri onun itaatkarligina ket vurmuştu , unutmuştu varlığı sebebini, unutmuştu varlığı membahı Rabbini… Neden mi ?Bir nefis uğruna . Bir nefis uğruna kovulmuştu huzurdan. O artık mağrurların başını çekiyordu ve isyan ettigi Rabbine bunu kıyamete kadar sürdüreceğinin garantisini veriyor, ademoğullarını fani bu diyarın vadesi dolanadek peşinden sürükleyeceğini taahhüt ediyordu.
Bir kere taahhüt etmişti ya fırsat ele düştü , karar verildi. Söz yerine getirilecekti. Hedefte ilk insan, insanoğlunun babası Adem babamız vardı.
Ve ardından yükselen sala sesi…
İlk insan, ilk peygamber Adem (a. S.) babamız, kibir abidesi iblisin verdiği bir vesvese sebebi ve sonucuyla nefsine yenik düştü… Oysa rabbi ona türlü nimetleri bahşetmişti. Ama bir an unutmuştu dahası unutturulmuştu. Birileri taahhütün gereğini bir bir yerine getiriyordu. Bu daha ilk ama son olmayacaktı… Olmadı da. Vazgeçer mi hiç… Çıkmıştı bir defa yola. Kıyamete dek ademoğlunu yoldan döndürmeye çalışacaktı durdurak bilmeden. İşte, tüm bu savaşın sebebi Kibir’den başka bir şey değil sevgili dostlar. Gelmiş, geçmiş ve de gelecek tüm kötülüğün hammaddesi de bu ya vesselam…
Vesvese yükleniyor… ⏳
Sıra ademoğluna gelmişti. Habil ile Kabil’e… Bir tarafta bir oğlu diğer tarafta babamızın diğer oğlu. Biri iyiliğin biri kötülüğün timsali olacaktı. Halbuki aynı anadan, babadan; aynı candan, aynı kandandılar… Ve vesvese fitilini ateşler, kibri uğruna huzurdan kovulan… Kötülüğün timsali olacak Kabil, bu vesvese uğruna iyilik timsali kardeşii Habilin kanına girer ve fani bu diyardaki ilk cinayeti işlemiş olur. Artık o bir katildir. O bir kardeş katilidir. Rabbinin verdiği bir cana, Rabbine isyan eden bir mahlukata kanarak canından can olana kıymıştır. Sebep ne, sebep aşikar . Tek kelime iki hece ‘’Kibir ‘’ . Peki kibrin en tutuşturucu çırası nedir? Kıskançlıktır değerli dostlar.. İşte bu uğra bir candan cana kıyılmıştı. Üç günlük üç kuruşluk kıskançlık sebebiyle… Değer miydi, değmezdi elbet. Hem nasıl bir sebep bir cana kıymaya değer, sorarım sizlere !
İşte kibrin tarihi tam da burada başlamıştı… Öncesi nefis, sonrası yine nefis olan. Kötülüğün vuslatı olan bir çöküş bir boyundurluk…
Ademoğlunun kibir tarihi ; o kadar çok olaya ve bu olaylar özelinde kişiye bağlanırki bunun için bu konuda ne kadar çok yazı yazılsa da, kelam edilse de yine de az ve sığmaz sayfalara… İşte bu yüzden meseleye günümüz çerçevesiyle bakmadan :
Vesselam
Kibir çağların laneti… İnsanlığın ani ve tekerrür eden çöküşü. Öyle bir çöküş ki iblis örneğinde olduğu gibi kazanılan tüm artıları bırak nötre çevirmeyi, eksiye götürebilen bir iflastır. Ve bu iflasın sonu sadece itibarın lekelenmesi olmayacak. İnsanlığın sonunu getireceği gibi insanın da sonu olmayan hazin sonunun başlangıcı olacaktır diyerek daha sonra meseleyi günümüz çerçevesiyle istişare edeceğimizi belirtmek ve siz çok kıymetli misafirlerimin müsadelerini istemekteyim. Rabbim sizleri kibirden ırak eylesin. Her iki cihan saadeti versin.
Amin…
Hakkımda

Posted in Genel
Yorum bırakın