• Hatırla be kardeşim

    pişmanlık çare eder mi bilmem ama artık kendime geldim ve itibarını kati suretle iade ederim ve şuan iyiki diyorum bu yıllara, iyiki diyorum bu yaşanmışlıklara. Geriye elde kalan derslerle, hayat tecrğbesiyle yola devam ediyorum. İşte buradayım. Bu hayat serüvenimin belki de en önemli noktasından kendime dair bir yaşanmışlıktan dem vurduktan sonra…

    Velhasılıkelam…

    Zamanın biz insanoğluna hangi vakit ne getireceği bilinmiyor.İşte insan bu yüzden maziyi unutmamalı. Unutturmamalı kendi kendine. Hatırlatmalı ;  hangi koşullarda, hangi zaman ve hangi yerden bu vakte erdiğini. Unutursa yaşanmışlıkların ne kıymeti harbiyesi kalır.  Boşa ömründen vakitler eksilmiştir fikrimce..Yoksa yaşanmış ; hüzünler, sevinçler, vedalar, kabullenişler gerçekten geçmişin tozlu sayfalarında kalır. . Oysa bedenimizin, beynimizin ve dahi kalbimizin dili olsa da kelama dursa kim bilir neler söylenecek biz unutkanlara… İşte zaman fani şey. Ve bu geçicilik  vuslatında bizi sözlü bir sınav beklemektedir. Güzelliğin varlık sebebinin hazırladığı, elçilerinin sualci oldukları neticesi ya ferahlık ya da perişanlık olan bir sınav. Bu sınavın selameti adına gel kardeşim ; kenidene gel, haddini bil. Yaşanmışlıklarına set çekme. Hatırla ve hatırlat kendi kendine. Dünün keşkesi bugünün iyikisi olabilir bunu unutma olur mu? Bu yüzden kıymeti bilmek lazım. Hak ettiği değeri vermeli, verilmeli. İşte hayatın manası ve gerçekliği burada. İşte hayat bu noktada hayat… Hatırla be kardeşim.

    Velhasılıkelam…

    Zamanın biz insanoğluna hangi vakit ne getireceği bilinmiyor.İşte insan bu yüzden maziyi unutmamalı. Unutturmamalı kendi kendine. Hatırlatmalı ;  hangi koşullarda, hangi zaman ve hangi yerden bu vakte erdiğini. Unutursa yaşanmışlıkların ne kıymeti harbiyesi kalır.  Boşa ömründen vakitler eksilmiştir fikrimce..Yoksa yaşanmış ; hüzünler, sevinçler, vedalar, kabullenişler gerçekten geçmişin tozlu sayfalarında kalır. . Oysa bedenimizin, beynimizin ve dahi kalbimizin dili olsa da kelama dursa kim bilir neler söylenecek biz unutkanlara… İşte zaman fani şey. Ve bu geçicilik  vuslatında bizi sözlü bir sınav beklemektedir. Güzelliğin varlık sebebinin hazırladığı, elçilerinin sualci oldukları neticesi ya ferahlık ya da perişanlık olan bir sınav. Bu sınavın selameti adına gel kardeşim ; kenidene gel, haddini bil. Yaşanmışlıklarına set çekme. Hatırla ve hatırlat kendi kendine. Dünün keşkesi bugünün iyikisi olabilir bunu unutma olur mu? Bu yüzden kıymeti bilmek lazım. Hak ettiği değeri vermeli, verilmeli. İşte hayatın manası ve gerçekliği burada. İşte hayat bu noktada hayat… Hatırla be kardeşim.

  • Ölüm’süzlük Üzerine

    Velhasıl kelam :

    İnsanoğlu bu arayış yolculuğuna her ne kadar devam etmiş olsa da, her ne kadar bu uğurda insanlığa zulüm etse de bir an olsun vazgeçmeyi hiç düşünmüyor, insanoğluna düşündürtülmüyor. Çünkü insanoğlunda öylesine bir hırs varki: Yaratıcısının kudretinde olan ölümsüzlüğü yaratıcısına karşı gelerek  gerçekleştirmeye çalışmaktan kendini alıkoyamıyor, alıkoydurulmuyor… Oysa meseleye farklı açıdan bakabilenlerden olabilseler ; meta bu diyar ne kadar da ferahlayacaktı, sükunet rüzgarları saracakti her bir yanımızı ve tabii arayışı vuslata erecekti bu yolculuğa çıkmaya gerek olmadan. İşte bu kesim  ;  meseleye farklı açıdan bakabilenlerden, netice itibariyle daha arayış yolculuğuna çıkmadan ölümsüzlüğün vuslatina erenlerden olmuşlardır. Bu kişilerin sayısı ,kesimi azımsanmayacak kadar çoktur… Ne güzel onlara… Ölümsüzler işte bunlardır. Ölüm’süzlük işte budur…

  • KİBİR

    Tek yaratıcı buyurdu…


       Bir zamanlar yaratıcının gõlgesi altında payidar ve itaatkar olan iblis kibrine yenik düştü . Kibri onun itaatkarligina ket vurmuştu , unutmuştu varlığı  sebebini, unutmuştu varlığı membahı Rabbini… Neden mi ?Bir nefis uğruna . Bir nefis uğruna kovulmuştu huzurdan. O artık mağrurların başını çekiyordu ve isyan ettigi Rabbine bunu kıyamete kadar sürdüreceğinin garantisini veriyor, ademoğullarını fani bu diyarın vadesi dolanadek peşinden sürükleyeceğini  taahhüt ediyordu.
    Bir kere taahhüt etmişti ya fırsat ele düştü , karar verildi. Söz yerine getirilecekti. Hedefte ilk insan, insanoğlunun babası Adem babamız vardı.

    Ve ardından yükselen sala sesi…

    İlk insan, ilk peygamber Adem (a. S.) babamız, kibir abidesi iblisin verdiği bir vesvese sebebi ve sonucuyla nefsine yenik düştü…  Oysa rabbi ona türlü nimetleri bahşetmişti. Ama bir an unutmuştu dahası unutturulmuştu. Birileri taahhütün gereğini bir bir yerine getiriyordu. Bu daha ilk ama son olmayacaktı… Olmadı da.  Vazgeçer mi hiç… Çıkmıştı bir defa yola. Kıyamete dek ademoğlunu yoldan döndürmeye çalışacaktı durdurak bilmeden. İşte, tüm bu savaşın sebebi Kibir’den başka bir şey değil sevgili dostlar. Gelmiş, geçmiş ve de gelecek tüm kötülüğün hammaddesi de bu ya vesselam…

    Vesvese yükleniyor… ⏳

      Sıra ademoğluna gelmişti. Habil ile Kabil’e… Bir tarafta bir oğlu diğer tarafta babamızın diğer oğlu. Biri iyiliğin biri kötülüğün timsali olacaktı. Halbuki aynı anadan, babadan;  aynı candan, aynı kandandılar… Ve vesvese fitilini ateşler, kibri uğruna huzurdan kovulan…  Kötülüğün timsali olacak Kabil, bu vesvese uğruna iyilik timsali kardeşii Habilin kanına girer ve fani bu diyardaki ilk cinayeti işlemiş olur. Artık o bir katildir. O bir kardeş katilidir. Rabbinin verdiği bir cana, Rabbine isyan eden bir mahlukata kanarak canından can olana kıymıştır. Sebep ne, sebep aşikar . Tek kelime iki hece ‘’Kibir ‘’ . Peki kibrin en tutuşturucu çırası nedir? Kıskançlıktır değerli dostlar..  İşte bu uğra bir candan cana kıyılmıştı. Üç günlük üç kuruşluk kıskançlık sebebiyle… Değer miydi, değmezdi elbet. Hem nasıl bir sebep bir cana kıymaya  değer, sorarım sizlere !

    İşte kibrin tarihi tam da burada başlamıştı… Öncesi nefis, sonrası yine nefis olan. Kötülüğün vuslatı olan bir çöküş bir boyundurluk…

    Ademoğlunun kibir tarihi ; o kadar çok olaya ve bu olaylar özelinde kişiye bağlanırki bunun için bu konuda ne kadar çok yazı yazılsa da, kelam edilse de yine de az ve  sığmaz sayfalara… İşte bu yüzden meseleye günümüz çerçevesiyle bakmadan :

    Vesselam

    Kibir çağların laneti… İnsanlığın ani ve tekerrür eden çöküşü. Öyle bir çöküş ki iblis örneğinde olduğu gibi kazanılan tüm artıları bırak nötre çevirmeyi, eksiye götürebilen bir iflastır. Ve bu iflasın sonu sadece itibarın lekelenmesi olmayacak. İnsanlığın sonunu getireceği gibi insanın da sonu olmayan hazin sonunun başlangıcı olacaktır diyerek daha sonra meseleyi günümüz çerçevesiyle istişare edeceğimizi belirtmek ve siz çok kıymetli misafirlerimin müsadelerini istemekteyim. Rabbim sizleri kibirden ırak eylesin. Her iki cihan saadeti versin.

    Amin…